Muhalefetsiz yapılan belediye seçimlerinden sonra genel seçimlerin de öne alınacağı CHP Olağanüstü Kurultay’ında kararlaştırılmıştır. Seçim Kanunu’nda yapılan değişikliklerle de milletvekili adaylarının istedikleri partiden ya da bağımsız olarak seçime girebilmelerine olanak sağlanmıştır. Ancak bu seçimde açık oy, gizli tasnif uygulaması yapılmıştır. Tek dereceli seçimi muhalefet de desteklemiştir ancak oyların seçim sonunda yakılacak olması nedeniyle itiraz hakkının ortadan kalkması, muhalefetin seçim kanununu yetersiz bulmasına neden olmuştur (Yeşil, 1988: 67). Seçimlerde aday esaslı blok sistemi uygulanmış, her vilayetin bir seçim çevresi olmuştur. Her 40 bin vatandaş için bir milletvekili seçilmiş, bu sayının altında nüfusa sahip olan iller içinse bir milletvekili tahsis edilmiştir. 40 bin üzerindeki nüfusa sahip iller için de; 55.000’e kadar 1, 55.001-95.000 arası 2, 95.001-135.000 arası 3, 135.001-175.000 arası 4 milletvekili sayısı belirlenmiştir.[1]

21 Temmuz 1946’da yapılan milletvekili seçimleri Cumhuriyet döneminin ilk çok partili genel seçimidir. Seçimde liste usulü çoğunluk sistemi uygulanmıştır. Seçime CHP, DP, MKP, LDP, TİÇP ve YVİP girmiştir. Seçim sonucunda Cumhuriyet Halk Partisi 397, Demokrat Parti 61 milletvekili kazanmış, 7 aday da bağımsız olarak meclise girmiştir (Tablo 3).

Tablo 3. 21 Temmuz 1946 Genel Seçim Sonuçları

PARTİLER MİLLETVEKİLİ SAYISI OY ORANI
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 397 85,4
Demokrat Parti (DP) 61 13,1
Bağımsızlar (DP listesinden) 4 0,9
Bağımsız (Aday) 3 0,6
TOPLAM 465 100

(Kaynak: TBMM Ad Defteri, Dönem VIII)

Seçim sonuçlarının açıklanmasında aksamalar olmuş, bazı sonuçlar 2-3 gün sonra açıklanmıştır. Bu konu hakkında muhalefet, hükümeti seçim sonuçlarına müdahale etmekle suçlamıştır. Bölge seçim kurullarının hükümet memurları tarafından denetlenmesi ve sandıkların oylar sayıldıktan sonra imha edilmesi nedeniyle 1946 seçimleri Türk siyasi hayatına usulsüz seçim olarak geçmiştir (Sarıkoca, 2010, 171). Gazetelerde de seçim sonuçlarının tam olarak neticelenmiş hali, seçimden 3 gün sonra yayımlanabilmiştir (Şekil 3).

Şekil 3: Seçim sonuçlarının gazetede yayımlanması. (Akşam, 24 Temmuz 1946)

TBMM sekizinci döneminde Meclis Başkanlığı Kazım Karabekir’e, hükümeti kurma görevi de Recep Peker’e verilmiştir. Peker’in başbakan yapılması, DP’liler tarafından sindirme hareketi olarak yorumlanmıştır. Bunun sebebi olarak da; Peker’in tek partili sistem taraftarı olması ve uzlaşmacı olmaması öne sürülmüştür. Hükümet programının mecliste görüşülmesi sırasında DP, program hakkındaki düşüncelerini açıklamak için süre istemiş, ancak iktidar partisinin oylarıyla bu teklif reddedilmiştir. Meclis çalışmalara başladığında, İnönü cumhurbaşkanı seçilişi nedeniyle yemin etmek için meclise gelmiştir. DP vekilleri İnönü’nün yeminini oturarak takip etmiş ve meclisi meşru kabul etmediklerini göstermek için komisyon adaylığı seçimlerine katılmamışlardır (Yeşil, 1988: 78).

DP meclis açılmadan önce seçim sonuçları ile ilgili CHP ile gizli görüşme yapmış ve bir sonuç alamamıştı. Meclis açıldığında ise bu sefer 36 ilde yapılmış olan seçimlerin tamamına itiraz eden DP’liler, ek olarak da 27 üyenin mazbatalarının iptalini istemişlerdir. İtirazları incelemek üzere “Tutanakları İnceleme Komisyonu” kurulmuş, ancak incelemelerden bir sonuç çıkmamıştır. Fakat seçim mazbataları görüşülürken mazbataları iptal edilenler CHP’liler değil, DP’li 5 vekil[2] olmuştur (Buran, 1987: 96).

Mazbata iptalleri iki parti arasındaki gerginliği daha da arttırmıştır. Bu gerginliğin ateşi daha sönmeden 1 Eylül’de İl Genel Meclis seçimleri yapılmış, DP seçimlere hile karıştığını söyleyerek 56 ilçe seçiminden çekilmiştir (Yeşil, 1988: 79).

Recep Peker hükümetinin ilk icraatı ekonomik tedbirler almak olmuştur. 7 Eylül kararları olarak bilinen tedbirlere göre; Türk parasının değeri yabancı paralar karşısında düşürülmüş, serbest dövizle ithal edilebilecek malların sipariş ve ithaline sınırlama getirilmiştir. Bu kararlarla ihracat artmış, iç piyasada daralma olmuş, fiyatlar yükselmiş ve hayat pahalılaşmıştır (Aşcı, 2012: 33).

7 Eylül kararlarından sonra meclise Basın Kanunu Tasarısı sunulmuş, bu kanun muhalefetten tepki toplamıştır. Söz alan A. Menderes, “Vatandaş hakkına saygı göstermek, millet ve devlet menfaatlerine hizmet etmek gibi terimlerle hükümete karşı olan gazeteler dize getirilmek istenmektedir…” diyerek tasarıyı eleştirmiştir (Buran: 1987, 97).  CHP’li Adnan Adıvar da söz alarak “Görüyoruz ki, yirmi iki yıldır demokrasi alanında hala yerimizde sayıyoruz” sözüyle tasarıyı eleştirenlerden olmuştur. Tasarı aynı gün kabul edilmiştir (Yeşil, 1988: 82).

18 Aralık’ta gerçekleştirilen bütçe görüşmelerinde de Adnan Menderes söz alarak bütçeyi sert bir dille eleştirmiştir. Buna karşılık olarak da başbakan Recep Peker kürsüye gelmiş, Menderes’in görüşleri hakkında “Psikopat bir ruhun ifadesi” yorumunda bulunarak daha sert bir cevap vermiştir. Bunun üzerine DP Meclis Grubu, meclisi terk etmiş, boykotlarını 9 gün sürdürmüşlerdir. Partilerin bu gerginliğini sonlandırabilmek için İnönü devreye girmiş ve Celal Bayar ile görüşerek, bu olayların tekrarlanmayacağının sözünü vermiştir. Bu güvencenin ardından DP meclise geri dönmüştür. İnönü’nün bu müdahalesiyle Başbakan Peker’in konumu zayıflamıştır (Kirman, 2006: 106).

İktidar ve muhalefet arasında yaşanan bu tartışmalardan sonra Demokrat Parti’nin siyasete girişinin birinci yılında yapılan Birinci Büyük Kurultay, 906 delegenin katılımıyla Ankara’da yapıldı. Bu kurultay, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra halka dayalı yapılan ilk kurultay olma özelliğini taşımaktadır (Yeşil, 1988: 86). Kurultayda Celal Bayar, Türkiye’de demokrasinin gelişebilmesi için Anayasa’ya aykırı antidemokratik kanunların tasfiyesini; seçim kanununun, daha güvenilir ve emniyetli hale getirilecek şekilde değiştirilmesini ve Cumhurbaşkanlığı ile parti başkanlığının birbirinden ayrılmasını istemiştir (Buran, 1987: 99).


[1] Seçim Sistemi ve Siyasi Partiler Araştırması Ana Rapor Cilt II, TÜSİAD Yayınları, İstanbul, 2001, s. 209.

[2] Abdurrahman Münip Berkan, Zeki Rıza Sporel, Senihi Yürüten, Burhan Cahit Morkaya ve Salamon Adato.