Category: Fotokaye

Beklenmeyen Misafir

“Beklenmeyen misafir”dim Gök alev kırmızıydı en yağmurlu gününde Çünkü ben geldim Hasret, mesafe kadar kısa bir kelime İçten içe çürüyen bir ağaç gibi Aylar sonra gösterdik yıpranmışlığı Budandık…

İki İhtiyar Taşkın

Parmak izleri taşır milyon kamyon Sevgilere aracılık eder Hasret götürür  Heyecan taşır, ağırlığı bir milyon ton. Yollar şahit, Emeğe, gidip gelişlere Saf sevgiye Yeniden sevmelere,  Biraz da gidişlere….

Güzden Yollar

Güz akar, güz döner. Dağlar aşılır, Kilometreler her yaşanmışlıktan bir iz taşır. Ömür katılır yollara, Yollar kimi zaman tek kişilik bir alabora. Umutlar tükenir, yüz üstü bırakılır tonla kelime…

En Baştan

Uzun yollar tüketeceğiz, Vakitler hızlı geçecek, Tadına doyulamayacak hiçbir şeyin. Bitmek bilmeyen bir sarılmanın sessizliğinde Tek bir soru-nun yeteceği bir anda Yeniden, en baştan seveceğim seni.

Barış Gelecek Toprağımıza

İki adım mesafeler saatler sürüyor artık Koşmalıyız özgürlüğümüze, Sürüsünden ayrılmış göçebe kuşlar gibi. Sahi, göç etsen ya kucağıma Dallarım boş ve döküyorum yaprak Mevsimini de getir gelirken Papatyalar…

Karanlıkta

Ne anlatmalı bir fotoğraf, bilinmez. Ancak her fotoğrafın bir hikayesi olmalı. Bazen bir ayrılık, bir veda Özlem sonlandıran bir buluşma Savaş kırıntıları yahut umut dolu bir el sıkışma… “İşte…

Provoke Hayatlar

Helikopterden gaz bombaları atmaları için polisleri provoke eden insanlar… Omuzlarında, polise atmak için topladıkları taşların olduğu çantalar… Ayaklarında, camiye girmek için ayakkabılar… Kollarında, aynı anda harekete geçmek için ayarlanmış…